Tanıma ve tenfiz davaları

GİRİŞ

Dünyanın globalleşme sonucu küçük bir köy haline gelmesi ile farklı ülkelerin vatandaşlarının farklı

ülkelerde yaşaması neticesinde birtakım uluslararası uyuşmazlıklar meydana gelmektedir.

Bu uyuşmazlıkların başında gelen hususlardan biri ise farklı ülke vatandaşlarının farklı ülkelerde evlenip

boşanmasıdır. Günümüzde milyonlarca Türk vatandaşı dünyanın çeşitli ülkelerinde gerek ticaret gerek iş

gibi sebeplerle yabancı ülkelerde yaşamaktadır.

Almanların ‘’Migrationsarbeiter’’ diye ifade ettiği göçmen işçiler 1950’li yıllarda Avrupa’nın çeşitli

ülkelerine göç etmiş, orda kök salarak bugün o coğrafyaların vazgeçilmez unsurları ve ekonomik gücü

haline gelmiştir. Bu göç hareketleri günümüzde halen devam etmekte olup ilgili ülkelerde

vatandaşlarımızın haklarını ilgilendiren önemli uyuşmazlıklar vücut bulmakta bu uyuşmazlıkların

başında ise Boşanma davaları gelmektedir. Peki Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız evliliklerini ilgili

ülkenin mahkemeleri önünde sonlandırdıklarında bu boşanma Türkiye’de de Geçerli olacak mıdır?

Sorusunun cevabı ise hayır olacaktır. Bu durumda ilgili ülkede verilen hükmün Ülkemizde de hüküm

ifade edebilmesi için Yabancı mahkemeler önünde verilen ilamın Türk mahkemelerinde duruma göre

Tanıtılması veya Tenfiz edilmesine bağlı olup bu işlem Tanıma veya Tenfiz Davası ile yapılmaktadır.

TANIMA-TENFİZ DAVASI NEDİR?

Tanıma ve Tenfiz Davaları yurtdışında verilen mahkeme veya idari kararların Türkiye’de geçerli

olmasını sağlayan davalardır. Milletlerarası Özel Hukuk ve Usulü hakkında Kanunun 50. Maddesi Tenfiz

Kararını Tanımlamaktadır. İlgili Hükme göre ‘’ Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak

verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye’de icra edilebilmesi yetkili

Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır’’ Bu Tanımdan da anlaşılacağı üzere

Yabancı Mahkemelerce verilen ilamların ülkemizde hüküm ifade etmesi Tanıma- Tenfiz davaları ile

mümkün olmaktadır. Bu davaların en önemli farkı yabancı mahkeme ilamlarının özelliğinde karşımıza

çıkar. Zira icrai olmayan bir hükmün Türkiye’de hüküm ifade etmesi için Tanıma Davası açılması yeterli

iken, eda ve icra hükmü içeren ilamların ülkemizde hüküm ifade edebilmesi kararın tenfiz davası açılmak

suretiyle tenfiz edilmesine bağlıdır. Bu şekilde tanınan veya tenfiz edilen kararlar Türkiye’de kesin

hüküm teşkil edecek ve icra edilebilecektir.

TANIMA VE TENFİZ DAVASININ ŞARTLARI

Tanıma ve Davasının Şartları MÖHUK’un 54. Maddesinde düzenlenmiştir. İlgili maddeye göre; (1)

Yetkili mahkeme tenfiz kararını aşağıdaki şartlar dâhilinde verir:

– Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut

o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya

fiilî uygulamanın bulunması. Bu şart MÖHUK’un 58. Maddesinin 1. Fıkrasında da açıkça ifade edildiği

üzere Tanıma davasında aranmaz.

– İlâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının

itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine

yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması.

– Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması.

– O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne

uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde

gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz

istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması.Akla gelecek bir soru ise şudur Tanıma- Tenfiz Davası neden açmalıyım?

Tanıma veya Tenfiz davası açılmaması durumunda yabancı mahkeme önünde boşanan çiftlerimizin

yaşayacağı bir takım hukuki risklerden de bahsetme fayda var. Yabancı Mahkeme kararlarının

tanınmamasının farklı konulardaki birtakım muhtemel risklerini ayrı ayrı ele alalım.

TANIMA VE TENFİZ DAVASININ SOYBAĞI VE MİRAS ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Türk Medeni Kanunu’nun 285. Maddesi ‘’Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden

başlayarak üçyüz gün içinde doğan çocuğun babası, kocadır.’’ Diyerek Babalık karinesini düzenlemiştir.

Bu hükümden açıkça anlaşıldığı üzere Yabancı Mahkemeler önünde boşanan çiftlerimizin ilgili boşanma

hükmünün Ülkemizde Tanınmaması halinde ilgili hükmün tanıma işlemi gerçekleşene dek Türkiye’de

hüküm ifade etmeyecek dolayısıyla da evlilik birliği sonlanmış kabul edilmeyecektir. Bunun sonucu

olarak da Türk Medeni Kanunu’nun ilgili 285. Maddesinde ifade edilen Babalık Karinesi uygulama alanı

bulmaya devam edecek ve yurtdışında gerçekleşen boşanmaya rağmen doğan çocuk evlilik birliği içinde

doğmuş sayılacaktır. Türk kanunlarına göre evlilik birliği içinde doğmuş sayılacak çocuğunun Yasal

Mirasçı olacağı gerçeği de gözden kaçırmamalıdır. Bu şekilde doğan çocuğun eski kocayla soybağı

kanun gereği kurulmuş sayılacağından miras hakkına haiz olacak ve bu mirastan kanuni haklarını isteme

yetkisine sahip olacaktır.

TANIMA VE TENFİZ DAVASININ MAL REJİMİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Yabancı ülkede gerçekleşen boşanma hükmünün Türkiye’de de hukuki sonuç doğurmasına kadar

geçecek sürede eşler arasında evlilikten önce veya sonra yapılmış bir mal rejimi sözleşmesi var ise ilgili

sözleşme, aksi halde Türk Medeni Kanunu’nun öngörmüş olduğu yasal mal rejimi olan ‘’Edinilmiş

Mallara Katılma Rejimi’’ hüküm ifade etmeye devam edecek yurtdışında evlilik sona erse dahi eşlerin

edindikleri mallar üzerinde hakları devam edecektir.

TANIMA VE TENFİZ DAVASI İÇİN GEREKLİ BELGELER

Tanıma ve Tenfiz davası açılması için gerekenler belgeler aşağıdaki gibi olup, anılan belgelerin

onaylanma usulü Apostil şerhi ile mümkündür. İlgili belgelerin resmi nitelik kazanmasının Apostil

şerhine bağlı olduğu unutulmamalıdır.

– Yabancı mahkeme ilamının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilamı veren

yargı organı tarafından onanmış örneği ve onanmış tercümesi,

– İlamın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile

onanmış tercümesi

– Avukatla takip edilmesi halinde vekil için verilen Vekaletname

– Davacının kimlik veya pasaportu ve fotokopisi

SONUÇ

Sonuç olarak Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın yabancı mahkemeler önünde aldıkları boşanma-

miras-icra gibi hukuk davalarına ilişkin hükümlerin Türkiye’de hüküm ifade etmesi ve vatandaşlarımın

meydana gelebilecek hukuki riskleri önlemeleri adına tanıma ve tenfiz davası açmaları gerekmektedir.

Similar Posts